Vizyonumuz
''Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.''

  • DOLAR
    7,0587
  • EURO
    8,3468
  • ALTIN
    462,60
  • BIST
    1,1866
Bilal’e anlatır gibi; Türkçe Özümüzdür, Arapça bizden değildir…

Bilal’e anlatır gibi; Türkçe Özümüzdür, Arapça bizden değildir…

 

İnsanlar genelde işlerine gelmeyen gerçeklere veya daha akılcı teorilere inanmak yerine romantik komplo teorilerine inanmayı tercih ediyorlar. Mesela Sümerlilerin Orta Asya yerine uzaydan geldiğine inanan, aman Türk demeyelim de ne dersek diyelim diyen o kadar çok insan var ki…

TUFAN OLAYI İLK DEFA YAZILI OLARAK GILGAMIŞ DESTANINDA KARŞIMIZA ÇIKAR

Resmi tarih düzenbazları bize Sümerlilerin Sami kökenli olmadıklarını söyler ama kökenleri ile ilgili bir yorum yapmaz. Mezopotamya’nın yerli halkı olmadıkları yapılan genetik araştırmalarla da kanıtlanmıştır. Bir de elbette dil konusu var ki orası başlı başına dipsiz bir kuyu. Yakın bir tarihe kadar Batı ve Rusya’da yapılan birçok yayında Sümercenin, Türkçe ile özdeş olduğu dile getirilirken bu bir anda neden değişti bilinmez ama birden bire bu dilin başka hiçbir dile benzemediğini söylemeye başladılar.

Sümerce orijinal dilinde yaratılış tableti
Sümerce orijinal dilinde yaratılış tableti

Sümerliler kesinlikle Türkistan’dan gelen, Kenger isimli bir Türk boyudur. İran, Rusya ve Türkiye’de yapılan çalışmaların ışığında, son buzul çağının sona ermesi ile zamanına göre ileri olan bu uygarlık, dünyanın dört bir yanına göç etmiştir. Doğu Avrupa’da (Avrupa; Kengerce uygarlık dışı alan demek “uruk(şehir, uygarlık) bar(dış)-erech bar-Avrupa”) M.Ö. 4500 yılına tarihlenen Sümerce kil tabletler bulunmuştur. Buzul çağının sonlarına doğru Orta Asya’yı etkileyen Tufanın M.Ö. 20.000-12.000 arası yaşandığı ve bunun göçlere sebep olduğu tahmin edilmektedir. Bundan sonra da M.Ö. 6000-5000 arası bir kuraklık dönemi olduğu ve bunun da ayrı bir göç dalgasını tetiklediği düşünülmektedir. Kesin olan bir şey varsa, o da batının ileri sürdüğü gibi uygarlığın Yunan ile değil, çok ama çok daha önce, Orta Asya, Anadolu ve Mezopotamya arasında kültürel bir işbirliği, bir alışveriş ile gelişip serpildiğidir.

Sümerce | İlk yazı: işçilerin bira karnesi. - Angelsdıa polisiye ...
Sümerce | İlk yazı: işçilerin bira karnesi

Tufan olayı ilk defa yazılı olarak Gılgamış destanında karşımıza çıkar (tarihte ilk demokrasi de Gılgamış döneminde karşımıza çıkar (dumugir (halk) + atuku (güç) dumugiratuku: halkın gücü). Destanın Sümerceden gelmiş olduğu 1189-1890 yıllarında Güney Mezopotamya’da yer alan Nippur, yeni adıyla Niffer, civarında yapılan kazılarda anlaşılır. Burada bulunan tabletler Sümerce olarak hikâyeler halinde yazılmıştır. Daha sonra Babillilerin bu hikâyeleri birleştirip destan haline getirdiği sonucuna varılır.

Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’a göre bu destan Orta Asya kökenlidir ve atalarımız destanla birlikte gemi yapımını, ekmek ve bira yapımını, hayvanları evcilleştirmeyi, temel matematik ve astronomiyi, mimariyi, devlet örgütlenmesini de göç ettikleri bölgelere götürmüşlerdir. Tufanı öngörüp medeniyetin gerçek ana topraklarından olan Sibirya ve Orta Asya’dan yola çıkarak farklı boylar halinde, farklı bölgelere yerleşmişlerdir.

Sümer (Çivi) Alfabesi

Göktürk alfabesi | Alfabe yazı tipleri, Semboller, Alphabet

 

 

 

 

ATATÜRK’E GÖRE TÜRKÇE BÜTÜN DİLLERİN ESASINI TEŞKİL EDEN, BÜTÜN DİLLERİ ETKİLEYEN BİR “KÖK” DİLDİR

Dilbilimci M. Swadesha’nın bilgisayar modelli araştırmasında “eğer iki dilde fonetik ve anlam bakımından benzeyen kelimeler yüzden fazla ise bunların birbirinden bağımsız olarak icat edilmiş olması ihtimali birkaç milyonda birdir.” Kengerce-Sümerce ve Türkçe arasında ise özdeş yüzlerce kelime vardır. Araştırmacılara, en başta da Mustafa Kemal Atatürk’e göre Türkçe bütün dillerin esasını teşkil eden, bütün dilleri etkileyen bir “kök” dildir. Sonra da tüm diller birbirini etkilemiş ve günümüz dilleri oluşmuştur.

Türkler bildiğimiz kadarıyla en ilkel zamanlarında bile, inançlarına bağlı olarak bir yazı formu kullanmışlardır. Zıtlıklar ve toprak ana-gök ata inancı üzerine kurulu bu inancın ifadesi önce damgalar ile başlar, bu daha sonra Anadolu (Luvi ki bu dilde Sümerce/Kengerce ile özdeştir ve Anadolu-Orta Asya arasında olan kadim alışverişin bir başka kanıtıdır) ve Mısır’da görülen hiyerogliflere, çiviyazılarına, alfabeye dönüşür. DNA araştırmalarına göre, M.Ö. 7400 yıllarına tarihlenen Çatalhöyük insanının, Orta Asya’dan gelen Türk kavimleri olduğu ortaya çıkmıştır. Kazım Mirşan’a göre Çatalhöyük’te bulunan ana tanrıça ve üzerinde bulunan semboller, Proto-Türkçe damgalar olarak okunduğunda “İnsan, evrendeki yaradılışın itici gücüdür” cümlesiyle karşılaşılır. Tek tanrılı inancın kökeni Tufan öncesi Orta Asya’ya, (dingir-Kengerce/Sümerce-tengri-tanrı) hatta belki de daha önce ki zamanların Anadolu-Orta Asya alışverişine dayanır. Zigguratlar, piramitler, olimposlar hep Orta Asya inancında ki kutsal dağları sembolize etmez mi? Dağ doruklarında ki gök ve yağmur Anadolu tanrıçaları Kubaba-Kybele-Sibel diğer adıyla “Anadolu Bacıları” hangi iki özdeş kültürün birleşmesiyle ortaya çıkmıştır? Efes (Luvice Apasos) sekiz bin yıllıkken nasıl Yunan kenti olabilir? Truva (Luvice Wilusa) ile birlikte bunlar daha başka birçok Anadolu yerleşimi gibi Luvi kentleri değiller midir? İlyada Destanında Hektor “Klikyalı kardeşlerimizden yardım isteyelim” diye seslenir. Elinde yedi telli sazıyla Truva’nın hikâyesini anlatan Kör Homeros bir Anadolu ozanı değil midir? Anadolu’da bulunmuş Hitit dönemine ait kabartmalarda bağlama figürleri vardır. Bir de M.Ö. 10.000 yıllarına tarihlenen Göbekli Tepe var ki, orada da Orta Asya ile bağlantılı çok sembol ve şekil var (Kün-ay, Gün-ay damgası bunlardan en belirgin olanıdır). Bazı DNA araştırmalarında, Türkiye’de yaşayan insanların büyük bölümünün 40 bin yıl önce de burada oldukları, Türkiye’nin genetik yapısının tarih öncesi dönemde şekillendiği, 1071 ve sonrasında gelenlerin nüfusun ancak yüzde 10-15’ini oluşturduğu ortaya çıkmıştır. Yani tekrar belirtmek gerekirse, kesin olan bir şey varsa o da, Orta Asya, Anadolu ve Mezopotamya arasında ki kadim işbirliğidir. Neyse çok dağıtmayalım konumuzu…

LATİN HARFLERİN ATASI TÜRKÇEDİR

Batı, Latin harflerinin kökenini Etrüsk yazısına dayandırır. Burada da aynı Sümerliler için yaptıklarını yaparlar. Etrüsklerin İtalya’ya nereden geldiklerini tam olarak söyleyemezler. Halbuki Etrüskler (Adile Ayda’ya göre Tursakalar, Ahmetcan Asena’ya göre Turkanlar) Karadeniz’in kuzeyinden gelen Saka Türklerinin ve Anadolu’dan deniz yoluyla (Helenlerin Akdeniz’in batısına Tiren-Turhan Denizi adını verdiklerini biliyoruz) gelen Turhanların (Farsça Türk demektir) aynı dili ve kültürü paylaştıklarını görünce bir araya gelerek, daha doğrusu kucaklaşarak oluşturduğu halktır. Bu iki Türk boyu İtalya’yı medeniyet ile tanıştıran milleti meydana getirir (DNA testleri ile bu da kanıtlanmıştır). Heredot’a göre Anadolu’da yaşanan bir kıtlık yüzünden kura sonucunda belirlenen bir grup İzmir’de gemiler yaparak denize açılmış, İtalya’ya göç etmişler ve orada kendilerine göçe önderlik yapan krallarına istinaden Turhanlar demişlerdir.

Hasan Özkan 🇹🇷 on Twitter: "#Etrüsk alfabesine bakın, #Roma'nın ...

Kurdukları devlet, İtalya’nın kuzey, güney ve ortasında olmak üzere, üç adet boylar birliğinden oluşan bir demokratik federal devletti. Başkenti Tarquinia şehriydi ve Etrüsklerin bir kısmını İtalya’ya getirmiş olan Turhan tarafından kurulmuştu. Boylar birliğinde bulunan şehir devletlerin hepsine kurulma aşamasında birer “abla-şehir” tayin ediliyor olması, bu ikiz şehir uygulamasının aynısını gördüğümüz Anadolu Luvi şehirlerini akla getiriyor. Daha sonra imparatorluğa dönüşecek Roma (Uru Ma- Kengerce Göksel gemi kenti) şehrini federasyondan aldığı izinle kuran bir Turhan ailesidir. Destanlarına göre şehrin kurucuları dişi kurdun emzirdiği iki kardeştir. Dişi kurt efsanesi ve motifi Türk-Etrüsk-Luvi ortak kültürel özelliğidir. Halikarnaslı Dionysius’a göre Etrüskler kendilerine bir liderlerinin adına atfen Rasena (Asena) diyorlardı. Tarkun ilk Roma kralıdır (Luvi baş tanrısının ismi de “egemen olan buyruk yürüten” anlamına gelen Tarkhun’dur. Bu daha sonra yüksek ihtimal bir yönetici unvanına dönüşmüştür). Şehir diğer Turhan şehirleri ile rekabet edebilmek için orantısız Latin göçüne göz yummuş ve sonunda da gelenler Tarkun hanedanına 250 yıl sonra son vermişler ve yönetimi ele geçirmişlerdir.

Batıya medeniyeti götüren ve öğreten Türk boylarıdır. Şehirleşmeyi, demokrasiyi, bağcılığı, zeytinciliği ve en önemlisi yazıyı atalarımız Avrupa’daki uygarlık dışı bölgede yaşayan kardeşlerimize öğretmişlerdir. Etrüsk alfabesi Yunan kökenli olamaz çünkü bilinen bütün Yunan alfabelerinden daha eskidir. Bildiğimiz üzere Batı, Etrüsk yazısını Latin harflerinin atası sayar fakat onları bir türlü okuyamaz. Ta ki Kazım Mirşan Etrüsk yazısını proto-türkçe ile okuyana kadar… İtalya’nın Etrüsk konusunda en yetkili ismi Prof.Dr.Giovannangelo Camporeale’ya göre de Etrüskçe ve Türkçe özdeştir. Yani Latin harflerin atası Türkçedir…

Latin alfabesine Türkçe kadar uyumlu başka bir dil var mı?

Ulu Önder Atatürk’ün 1 Kasım 1928 tarihinde gerçekleştirdiği harf devrimi, Türkçemizin özüne dönüşüdür. Ayrı kaldığı eşine kavuşmasıdır. Karanlıktan aydınlığa açılan kapıdır. Harf devrimi öncesi ne olduğu belirsiz Arap harfleriyle boğuşan, okuma oranı yüzde 10, yazma oranı ise daha da az olan Anadolu insanı için nefestir. Türk insanının kendisini ifade edebilmesinin yolunu açan, uygarlığa geri dönüşünü sağlayan dev bir adımdır. Tarihimizi unutmamamız dileğiyle…

OdaTV – Mehmet Ömer Dedeoğlu

Hits: 31

Lütfen Beğeninizi Paylaşarak Bize Destek Olunuz
Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
Türkçe

BİRDE BUNLARA BAKIN