Vizyonumuz
''Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.''

  • DOLAR
    6,9636
  • EURO
    8,2342
  • ALTIN
    442,81
  • BIST
    1,1779
TOM STANDAGE-ŞİMDİ SEN DÜŞÜN!

TOM STANDAGE-ŞİMDİ SEN DÜŞÜN!

TOM STANDAGE-ŞİMDİ SEN DÜŞÜN!- Bilmediğinizi Bilmediğiniz Şeyler

50 MİLYON FAZLA KOCA !!

“Dünya nüfusunun üçte birini barındıran Çin ve Hindistan, nesiller boyu sürecek evlilik kriziyle karşı karşıya kaldı. Daha 2010 yılında her iki ülkede de evlilik şekilleri olağandı. Şimdiyse Hindistan, kast, köy ve devlet dışı evliliklere olanak sağlayan 500 yıllık yasaları gözden geçirmekle meşgul. Çinde ise, guanggun (“çıplak dallar”) olarak adlandırılan 50 milyon erkek, bekârlığa mahkûm edilmiş durumda. Peki bu evlilik kıtlığına ne yol açtı?

Öncelikle, milyonlarca kadın “kaybolmuş” durumda. Bir nesil önce erkek çocukları üstün tutma ve doğum öncesi taramanın daha yaygınlaşmasıyla, önce Çin sonra Hint çiftlerde, dişi ceninleri öldürüp sadece oğlanları doğurma geleneği başladı. Dahası, Asya’nın bazı kesimlerinde her 100 kıza 120’den fazla oğlan doğmaya başladı. Saptırılmış cinsiyet oranlarına sahip nesil şimdi evlilik yaşına geldi. Bu durum, erkek sayısının kadın sayısından epey üstün olmasıyla sonuçlandı. Eğer Çin’deki doğumlarda olağan bir cinsiyet oranı olsaydı, 2010’daki kadın nüfusu 720 milyon civarı olacaktı. Aslına bakılırsa bu sayı sadece 655 milyon. 705 milyona yakın erkek ve erkek çocuk nüfusuyla karşılaştırıldığında bu, 50 milyon fazla koca anlamına geliyor.”

………….

FRANSA’DA YASAK

“Fransa’nın kamu kurumlarında tüm yüzü kaplayacak şekilde örtünmeye yönelik 2010 yılında getirdiği yasak, 1 Temmuz 2014’te Avrupa insan Hakları Mahkemesi tarafından onaylanınca, Fransızlar rahat bir nefes aldı. Arkasından haziran ayında, işyerinde başörtüsünü çıkarmayı reddettiği gerekçesiyle özel çocuk yuvasındaki çocuk bakıcılığı işini kaybeden bir kadının başvurusu üzerine, Fransız Yüksek Temyiz Mahkemesi’nin bunun ayrımcılık olmadığına dair kararı geldi……………..

Geçtiğimiz 30 yıl boyunca, ülkedeki 5-6 milyon nüfuslu Müslümanların gittikçe güçlenen kararlılığına karşılık olarak, dini ve dünyevi ihtiyaçlar arasında denge sağlanması çabalarının odak noktası İslam’a yöneldi. Devlet okullarında başörtüsü takılmasına dair yasal belirsizliğin hüküm sürdüğü on yıllık dönemin arkasından, Fransız hükümeti 2004 yılında başörtüsü de dahil tüm belirgin dini sembollerin okul ve belediye binaları gibi resmî kurumlarda kullanımını yasakladı. Bunu 2010 yılında Fransızların “burka yasağı” olarak adlandırdığı resmî kurumlarda yüzü kaplayan örtünmenin yasaklanması takip etti. Eleştirmenler Fransa’yı liberal olmamakla, dini simgelerin kullanımını kısıtlamakla, kadınlara yönelik baskı uygulamakla suçladı. Uluslararası Af Örgütü, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararını, “din ve ifade özgürlüğüne yönelik şiddetli gerileme” olarak değerlendirdi. Ne olursa olsun Fransızlar için bu, dini ifadeyi özel tutmak, ülkenin laik cumhuriyetçi kimliğini korumak için gösterilen ve pişmanlık duyulmayan çabanın bir parçası. İlginç bir şekilde, pek çok ılımlı Müslüman lider de aşırı İslam’a karşı bir siper olarak gördüğünden bu yasağı destekliyor.

Eğer Avrupa Mahkemesi, Fransa aleyhine bir karar almış olsaydı, bu protestoya yol açardı. Ülkede hem sağ hem sol kanattan partiler laiklik prensiplerini uygulama konusunda geniş destek veriyor. Mahkeme, bunu Fransa’nın “birlikte yaşama” prensibine dayalı bir toplumu teşvik etme çabası olarak görüyor. Bilakis karar, Fransa’nın laik geleneği korumaya yönelik azmini güçlendirecek.”

Hits: 11

Lütfen Beğeninizi Paylaşarak Bize Destek Olunuz
Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN