Vizyonumuz
''Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.''

  • DOLAR
    6,9306
  • EURO
    8,2010
  • ALTIN
    440,45
  • BIST
    1,1796
ATATÜRK

ATATÜRK

ATATÜRK – AUSTİN BAY

“Biyografi yazarları ve tarihçiler Atatürk’ün devlet adamı olarak kazandığı başarılar üzerinde durma eğiliminde olduğundan onun, özellikle Türkiye ‘nin Kurtuluş Savaşı sırasında elde ettiği askeri başarılarını gözden kaçırırlar.

Bununla birlikte Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’ da son yıllarda yaşanan olaylar bir Atatürk Rönesansı ‘nı tetiklemiştir. Atatürk, gerek Türk halkının kişisel hayranlık duyması bağlamında gerek kamuoyundaki siyasi mücadele bağlamında hiç gündemden düşmemiştir. Time dergisi 1997 yılında yüzyılın insanını seçmek için okurları arasında bir anket düzenledi. Atatürk’ü seven Türkler oylarıyla web sitesini çökerttiler. Popüler Batı basınının onun başarılarını gündeme getirdiği başka örnekler de vardır. McLaughlin Group adlı haber programını hazırlayıp sunan John McLaughlin, 1 Ocak 2000 tarihindeki yayında “Milenyumun İnsanı” ödülünü Mustafa Kemal Atatürk’e verdiğini açıkladı.”

…………..

EL KAİDE’NİN NEFRETİ

“21. yüzyıldaki savaşların da Atatürk ve mirasıyla doğrudan ilgisi vardır. Usame bin Ladin 11 Eylül saldırısının öncesi ve sonrasında ileri sürdüğü tezlerde Müslümanların “seksen yıldan beri” öfke içinde yaşadığından bahsetmişti. Onun seksen yılla kastettiği olay, başta halifelik olmak üzere kalıplaşmış Osmanlı kurumlarının yerini alan Atatürk’ün toplumsal, ekonomik ve siyasi modernleşme programlarıdır. Nüfusun ezici çoğunluğunun Müslüman olduğu Cumhuriyet Türkiye’sinde, Atatürk devlet işlerini Müslüman din adamlarının elinden sistematik biçimde ayırırken ülke şeriatla değil seçimle belirlenen meclisin çıkardığı yasalarla yönetilmeye başlandı. İşte El Kaide Atatürk ‘ten bu yüzden nefret etmektedir.”

(Bunu ben de yeni öğrendim,mantıklı geldi.BR.)

……………….

“Batı Avrupa’ da büyük bir yıkıma yol açan din kaynaklı Otuz Yıl Savaşı ‘nı sona erdiren Vestfalya Barışı (1648), dini toplulukları devlet işlerinden uzaklaştıran süreci başlatmıştı. Bu ilkeler zamanla Batı Avrupa’ da siyasi uygulama haline geldiler. Devlet, insanların dini inancına karışmayacak, dini liderler de siyasi liderlere tavsiyelerde bulunacak ancak dünyevi meselelerle ilgili olarak onlara doğrudan müdahale edemeyecekti. Zaten güçsüzlerin dini olarak ortaya çıkan Hristiyanlıkta, siyasi egemenlik bu inancın bir parçası değildi. Buna karşılık, Hz. Muhammed’e vahiy gelmesiyle ortaya çıkan İslam, sert bir askeri yayılma politikası izlemişti. Arabistan Yarımadası’ndan çıkarak batıda İspanya’ya, doğuda İran’ın ötesine kadar genişlemişti. Peygamber ve ardından gelen halifeler dini otoriteyle dünyevi iktidarı birleştirmişti. Gerek kendisi gerek rejimi dinden ne kadar uzaklaşmış olsa da padişahın konumunu sorgulamak, Müslümanlığın temel ilkelerini sorgulamakla eş görülebilirdi. Mustafa Kemal gibi reformcular, son derece hesaplı hareket eden Osmanlı padişahlarının, şiddetli derecede hırslı dinci militanların aklım karıştırmak için bu kültürel silahı nasıl kullandığını gayet iyi biliyordu. Gerektiği takdirde, bütün dünya halife padişahın hasımlarına karşı çarpıştığı bir savaş alanı oluyordu. Bu durumda onlar artık siyasi hasım veya düşman değil, her an her yerde müminlerin ölümcül misillemesini hak eden, Allah’ın lanetlediği sapkınlar haline geliyordu.”

DİPNOTLARDAN:
“Bernard Lewis’in 11 Eylül’ deki El Kaide saldırıları ardından 2001 ‘de basılan What Went Wrong? adlı kitabında İslam ‘ın siyasi yozlaşması ele alınmaktadır. Bu kitaptan yola çıkarak Atlantic Monthly dergisinin Ocak 2002 sayısında yazılan makale, bu konunun geçmişini özetleyici önemli bilgiler vermektedir. Lewis şöyle der: “Yirminci yüzyıl boyunca işlerin Orta Doğu’da hatta bütün İslam ülkelerinde son derece kötü gittiği gayet açık bir şekilde görüldü. Bin yıldan fazla bir süreden beri başlıca rakibi olan Hıristiyanlıkla kıyaslandığında İslam alemi yoksullaştı, zayıfladı ve cahilleşti. Batı’nın üstünlüğü ve dolayısıyla egemenliği herkesin görebileceği kadar açıktı; Müslümanların kamusal ve hatta -daha acısı- özel yaşamının her alanını istila etmişti. Reformcu veya devrimci olsun, Müslüman modernleşme yanlıları çabalarını üç ana alanda yoğunlaştırdılar: askeri, iktisadi ve siyasi alanlar. Ulaşılan sonuçlar tek kelimeyle hayal kırıklığı oldu.” Lewis şunları ekler: “Türkler uygarlıklarında yaşanan durgunluğun suçunu geçmişte Arapların getirdiği ağır yükte arayabilir. Türklerin yaratıcı enerjisi onların müdahalesiyle hareketsiz hale geldi.””

Hits: 8

Lütfen Beğeninizi Paylaşarak Bize Destek Olunuz
Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
Atatürk Austin Bay

BİRDE BUNLARA BAKIN